NİRENGİ(2)-014 Kur’an Bilgisi Karşısında Tavrımız ve Tebliğ Konusu

Mushaf İncele

Bu videomuzda Kur’an içinden bir takım konulara girmeden önce Kur’an bilgisine nasıl yaklaşmalıyız? sorusuna cevap aramaya çalıştık. Bu konu aslında ıskalanan bir durum olarak hep karşımızda. Zira elde edilen bilginin hakkını vermeden yaşamak sanıldığından büyük bir sorundur. Aslolan sonsuz bilginin sonuna ulaşmak mıdır, yoksa elde edilen bilginin hakkını vermek midir?

İnsanın Kur’an’a sırtını dönmesi kendini kaybetmesi demektir. Hakiki bilgiyle kuşatılmış olan insanın varlığını bu hakiki bilgiyi kuşatmaya adaması yok olmanın da yegane sebebidir. Allah’ın insana değil, insanın Allah’a muhtaçlığı söz konusudur. Bu çerçevede bilgi üzerine yapılan birçok tartışma da küstahlıktan öte gidememektedir.

Bir diğer alan da tebliğ konusudur. Kişinin; insanlığa iletilmiş O kitaba, görev yetki belgesi olmadan kendini tebliğciliğe atfetmesi de ayrı bir sorundur… Tebliğ zerre eksik olduğunda sorunlu bir alan ortaya çıkacaktır. Tarih boyunca oluşturulan aracı öğretici sınıflara, bu görevin atfedilmesi de aslında başlı başına sorunlu bir alandır. Tebliğ edilmiş olanı yeniden yorumlayarak tebliği etmenin oluşturduğu kargaşa kaotik bir ortam oluşturmaktadır.

Günümüzde Kur’an ötelenebilir bir kitap olarak karşımızdadır. İnsan; İnsanın insan olarak kalmasını sağlayacak bu kitaba sırtını dönebilmektedir…

Aşağıdaki PDF dosyasında bahsi geçen konular ile ilgili kısa notlar halinde bir özet sunulmuştur. Okuyabilir ya da PDF olarak indirebilirsiniz.

Önemli Not:

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiçkimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden de herkesin istifadesine açıktır.“

2 yorum

  1. قالوا آمنا برب هرون وموسى – قالوا آمنا برب موسى وهرون
    bu iki ayette dikkati çeken şey kuran ayetlerinde rakamlar sonradan konulmuştur gerekçesi de kuranı şiire benzetme çabasıdır halbuki kuran şiir değildir diye buna yine kurandan sözde bir delil ile itiraz etmişsiniz halbuki kuranın şiir ve şair tanımı şekilsel kafiyeli bir dil kullanılması değil aslı astarı olmayan tamamen heva ve heves içerikli şeylerin kafiyelendirilerek muhatapları etkilemek ve büyülemek amaçlıdır kuran bu usul ve uslubu bizzat kullanmıştır ama heva ve hevesi insanlara yutturmak için değil gerçekleri en güzel ifade şekillerinden biri olan şiir ve şiirselliği kullanarak yapmıştır demem o ki kuranın noktalanması harekelenmesi rakamlanması durak işareti ile işaretlenmesi cüzlere hiziplere ve sahifelere bölünmesi kısaca mushaf haline sokulması değildir mesele bunlar devede kulak bile sayılmaz kısacası kuran üzerinde yapılan her tür çalışma mubarektir aşırıya gitmemek lazım bir güzellik ortaya koymak için birilerini kötülemeye gerek yok herkes işini düzgün yaparsa düzgün olmayan yada eksik kalan işler kendiliğinden ortaya çıkacaktır kimseyi ihanetle ve dalaletle itham etmemek lazım

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*