NİRENGİ(2)-012 Kur’an’ı Kur’an ile Anlama: Hikmet ve Lisan

Mushaf İncele

Bu videoda Hikmet kavramının lisan ile ilişkisi ele alınmıştır… Hikmet kavramı aynı h+k+m köküden gelen Hakim ve Hüküm kavramları ile bağlantılıdır. Ancak Hikmet, Kur’an’dan hüküm çıkarmak olmamalıdır. Zira doğru yada yanlış varılan her sonuç hükümdür. Hüküm, ancak belirlenen sınırlar dahilinde olduğunda doğruluk ihtimaline sahip olur. İşte o belirlenen sınırlar dahilinde tüm kıstasların ortaya konarak gözetilmesi, hükmün doğruluğunun sebebidir…

Hikmet; hükmün kaynağının bu çerçevesinin hatasız tespiti olmalıdır.

Söz konusu Kur’an olduğuna göre, O kitabın hareke, harf noktaları ve secaventleri yazısı ve okunuşunun otaya çıkarılması Hikmettir..

Önemli Not:

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiç kimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden de herkesin istifadesine açıktır.“

3 yorum

  1. değerli ramazan hocam siz kitabı imla ve yazı, hikmeti gramer, kuranı peygamber ve soylarının ortak dili, beşeri peygamber ve soyları arabiyyeni insan dili cin dili olmayan, muhkemi noktasız ana işaretler, müteşabihi de noktalı ara işaretler olarak mı tespit ettiniz kısaca…

  2. Ramazan abi merhaba. Çalışmalarınızı ilgiyle takip ediyorum. Bizler Kur’anı’ı anlama çabası olan kullarız. Kendi dilinden anlayacak kadar arapça bilgimiz yok. Haliyle bilen ve bu konuda çalışanlardan istifade etmeye çalışıyoruz. Fakat hangi çalışması olana yanaşsak, diğerlerine saldırırken, küçümserken, hangi niyetleri taşıdıklarını Allah’tan başka kimse bilmemesine rağmen niyet okuyuculuğu ile iftira atarken bulduk -kendisine metodça çok yakın olsa bile-. Bu Kur’an, üzerinde çalışanlara ve anlayanlara bile anladıkları kadarıyla bir ahlak veremediyse kime verecek. Yapışacağımız tek ip Kur’an. Ama Kur’an diye neye tutunacaz bilemez olduk. Siz bile “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir” diyorsunuz. Siz böyle derseniz biz ne yapacaz. Öyle bir hale geldik ki, artık meal okuyamaz olduk. Çünkü “acaba bu ayetler doğru çevrildi mi?” sorusu mıh gibi çakıldı kaldı. Kararınız değişti mi bilmiyorum ama, bir yorumda “meal çalışmanız olacak mı?” yönünde bir soruya, “olmayacak” cevabı vermiştiniz. Şahsen bu cevabı kabul etmiyorum. Nasıl ki şu ana kadar yaptığınız çalışmalarla, mevcut yanlışları ortaya koymuş, doğru anlaşılması için çabalamışsanız, bunu daha detaylandırıp bir meal çalışması da yapmalısınız. Bu bir zorunluluktur. Zira böyle bir çalışma yapmaMAnız, yola çıkış gayenizle örtüşmez. İnanın artık gına geldi. Ya her işi bırakıp, şu “Kur’anın anlaşılması, dinde tek kaynak olması tezi”ni savunan dertli insanlarla bir araya gelip önümüze net bir anlam ve anlayış koyun. Ya da bırakın yakamızı. Artık öyle olduk ki, “keşke bir şeyden anlamayan, uydum kalabalığa anlayışı ile geleneksel yaşayıp giden biri olsaydım. Cahilliğimi belki rabbim bağışlardı” diyoruz. Az kaldı, ya net bir karar verip “en iyisi biz babadan böyle gördük” anlayışına dönecez ya da bu işleri hepten bırakıverecez. Vebali boynunuza…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*