NİRENGİ(2)-007 Kur’an’ı Kur’an ile Anlama: Allah Yemin Eder mi?

Mushaf İncele

Bu videoda genel itibariyle Kur’an’ı Kur’an ile Anlama metodu bağlamında bazı temel yaklaşımlarımızın geleneksel algılardan farlılıkları üzerinde durulmaya devam edilmiştir…

Geleneğimizde, Kur’an’ın birçok yerine yapılan referanslar ile Allah’ın yemin ettiğine dair algı kökleşmiştir. Ancak bu referanslar ne gramer kurallarına ne de Yüce Allah’ın sözünün etkisini artırma maksadıyla yemin ettiği iddialarına kesinlikle uygun değildir…

Aşağıdaki PDF dosyasında bahsi geçen konular ile ilgili kısa notlar halinde bir özet sunulmuştur. Okuyabilir ya da PDF olarak indirebilirsiniz.

Önemli Not:

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiçkimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden de herkesin istifadesine açıktır.“

9 yorum

  1. Selam.SEBT adlı çalışmanızın girişinde şöyle bir ifade mevcut: Asr’a yemin olsunki insanlar hüsrandadır…Bu ifadeniz muhtemelen ASR Suresi’nden mulhemen olmuş.Tashih etmeyi düşünüyor musunuz.Selam ve Dua ile

  2. Selam

    Yazdıklarımızın hiçbirini tashih etmeyi düşünmüyor ve istemiyoruz. Çünkü bizim söylediklerimizin de zaman içinde değişebilen şeyler olduğunun görülmesini, çalıştıkça bizim de yeni şeyler öğrendiğimizin bilinmesini istiyoruz. Hepsinden önemlisi, hemen hemen her yazımızda belirttiğimiz gibi “bizim söylediklerimiz, bizim belli bir metot çerçevesinde Kur’an’dan anladıklarımız” olduğunun bilinmesini istiyoruz. Hiç kimse mükemmel değildir ve hiç kimse Kuranı kuşatamaz. Kuran daima öğretecek ve biz de daima öğreneceğiz. İnsanlar bizim yazdıklarımızı değil, Kuranı temel almalıdır.

    • Ramazan abe, bu bir çelişki değil midir? Hem Rabbulaleminin yemin etmediğini söylüyorsunuz hem de ALLAHu teâlânın yemin ettiğini çağrıştıracak bir ifadede bulunmuşsunuz.SEBT çalışmasının giriş kısmındaki bir ifadeyi düzelteceksiniz o kadar.☺️☺️

    • Bir de abe size zahmet çalışmalarınızı bir düzen dahilinde yapın.Konidan konuya atlama var.Bir düzen olsa çalışmalarda çok güzel olur.Misal; KIBLE konusuna bir nihaye verilse.Zira Bakara 142 ve devamı olan ayetler ile ilgili çalışma tamamlanmamış.

  3. Bir de abe size zahmet çalışmalarınızı bir düzen dahilinde yapın.Konidan konuya atlama var.Bir düzen olsa çalışmalarda çok güzel olur.Misal; KIBLE konusuna bir nihaye verilse.Zira Bakara 142 ve devamı olan ayetler ile ilgili çalışma tamamlanmamış.

  4. Allah’ın rahmeti, mağfireti ve esenliği üzerinize olsun. Ben emekli bir öğretmenim. İlgiyle programlarınızı izliyor ve yazılarınızı okuyorum. Kur’an’ı anlayabilmek için bu konuda kim emek sarf ediyorsa bir arı misali, onların özünü alıp yararlanmaya çalışıyorum. Kur’an’ın doğru anlaşılması yolunda emek veren, çaba gösteren, mücadele veren tüm kardeşlerimden Allah razı olsun, yollarını açık eylesin, ilimlerini artırsın, sayılarını çoğaltsın.
    Övmek, övülmek, yemin etmek, yeminle ikna etmek vb. nitelikler insanlara mahsustur. Yüce Allah her türlü nitelendirmelerden uzaktır, yücedir, kusursuzdur. Yüce Allah hakkında bir niteleme yapıldığında veya yazıldığında hemen şu ayet aklıma gelir;
    37/Saffat.180: Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden yücedir…
    Allah yardımcınız olsun..

  5. Dua ların kabulü ile ilgili bir araştırma veya çalışmanız oldumu. ALLAH hayata direk müdahale ediyormu ? kullarının dünyalık isteklerini yani dualarını kabul ediyormu ?

  6. Ramazan Ağabey,

    Öncelikle selamlar! Kusura bakma biraz uzun yazacağım ama artık fikirlerimi biriyle paylaşma zorunluluğu hissettiğim için uzun yazmak zorundayım. Yanıtlamak veya yanıtlamamak tamamen senin tercihin. Zaten bunları yazmamdaki temel amaç artık içimdekileri dışarı çıkarmak.
    Ben birtakım gayrimüslim arkadaşımın soruları üzerine kuranı araştırmaya başladım. İlk başlarda onları biraz küçümsemiştim. Çünkü daha önce kuranla ilgili benim de birtakım sorularım olmuştu ve bu soruların cevabına ulaşmıştım. En azından ulaştığımı zannediyordum. Her neyse onların bana soru sormaları ve benim de o sorulara cevap bulmaya çalışmam bu şekilde bir süre devam etti. Ancak ben bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Çünkü amacım kuranı öğrenmek falan değil sadece bana yöneltilen sorulara cevap vermekti ve kalbimi rahatlatmaktı. Evet, onlara (ve bir bakıma kendime) cevap verebiliyordum fakat artık amaç, sual yanıtlamaktan ziyade öğrenmek olmalıydı. İşte burada araştırma yapmaya koyuldum. İlk karşıma çıkan mesele hadis meselesi oldu ve bu sayede “modernist” diye anılan insanları ve onların düşüncelerini tanıdım. Önceki bildiklerimle bu yeni bilgiler karşılaştığında biraz afalladım. Ancak sonra bu yeni öğrendiklerim, önceki bildiklerimden daha mantıklı gelmeye başladı. Aynı zamanda şu meşhur 19 meselesi de beni biraz büyülemişti. Ama hâlâ yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bilinçaltımda bu araştırdıklarımı sırf Kuran’ın doğru kitap olduğunu kendime ispatlama çabası vardı. Yine aynı hataya düşmüştüm. Kuran’ı savunulacak bir ülke olarak, diğer düşünceleri ise fethedilecek bir toprak olarak düşünüyordum. İşte bu çok büyük bir hataydı! Bir an önce cesaretimi toplayıp bu anlayışı terk etmeliydim. Ve öyle de yaptım. Artık bu ölümüne savunmaya çalışma hastalığından kurtulmuştum. Hâlâ da bir ideolojiyi en ateşli bir biçimde savunup diğer herkesin yanlış yolda olduğunu söyleyen insanları görünce aklıma eski halim geliyor ve utanç hissediyorum. Önceki tüm bilgilerimi unuttum. Yani unutmaktan kastım doğruluklarını kafamda sıfırladım. Artık onlar benim için sadece bir tecrübeydi. En nihayetinde o insanların o bilgilere nasıl ulaştıklarını bilmiyordum. Sonra biraz boşluğa düşmüş gibi hissettikten sonra YouTube’da sana rastladım. Erkan Özsaatçılar ile geçmişte yaptığın bir yayını izledim. Söylediklerin diğerlerinden çok daha farklı geldi. Ve bende bir umut ışığı doğdu. Seni birkaç aydır takip ediyorum. Anlattıklarının bana gerçekten ciddi tesiri oldu. Ama senin de her zaman söylediğin gibi tüm bunlar senin anladıklarındı. Çalışmalarını bizimle paylaşıyorsun ve doğal olarak bol miktarda dil bilgisi kuralı ve Arapça kelime kullanıyorsun. Delillerini de bunlara bağlıyorsun. En sonunda ortaya çıkan sonuçlar çok etkileyici geliyor. Ben de yine bir süre bu etkide kaldım. Ama deneyimlerime dayanarak artık şunu söyleyebiliyorum: Amaç etkilenmek değil bizzat kendi aklımla artık hiç şüphe kalmayacak şekilde öğrenmek(bunun sonucunda ya hakiki mümin olacağım ya da hakiki kafir:D). Ve son zamanlarda bildiklerimi yine sıfırladım ve onları birer deneyim olarak kabul etmeye başladım. Ve artık son noktaya geldim. Bundan sonra tek yapabileceğim şey senin gibi odama kapanıp çalışmak gibi görünüyor. Eğer bunu yapabilirsem son derece samimi ve artık aklımla iyice kavradığım bir sonuca ulaşacağımı düşünüyorum. Çünkü artık bir ön kabulüm kalmadı. Ancak burada tıkandım. Nasıl ilerleyeceğimi bilmiyorum. Birkaç gündür kara kara bunu düşünüyorum. Ve her geçen saat aklımda yeni yeni sorular türüyor. Artık bu soruların sadece gönlümü ferahlatmak için değil, aklımdaki taşların yerine oturması için cevaplarını arıyorum. Şimdi bu kitabı öğrenmek için Arapça öğrenmem şart gibi duruyor. Hatta geldiğim bu noktada sanki herkesin Arapça bilmesinin zorunlu olduğu hissine kapıldım. Benim yaşım daha çok küçük. Öğrenmek için önümde bolca zamanım var(eğer çalışacağım işlerden vakit artarsa). Ancak insanların çok büyük bir kısmının bunu yapabilmesi imkansız gibi görünüyor. Sorularım şunlar ve benzerleri: Herkes nasıl Arapça öğrenecek? Hadi bir şekilde öğrendiler diyelim. Ve gerçekten olumlu veya olumsuz hiçbir ön kabul olmadan, son derece ilkeli bir şekilde bu kitabı okumayı başardılar. Herkesin hemen hemen aynı sonuçlara ulaşması mümkün mü? Özellikle toplumu düzenleyen kısımlarda bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı sonuçlara ulaşma kısmını geçtim de bu kitabın herkes tarafından okunup anlaşılma kısmı beni ümitsizliğe sürüklüyor. Bununla ilgili bir konuşma yaptığını hatırlıyorum. İnsanlar sadece kapasitelerince yapabildiklerinden sorumlu tutulacaklar demiştin. Yanlış hatırlıyorsam affola. Ama burası aklıma pek yatmadı. Amaç sorguya çekilmek mi? Yoksa aramızdaki ihtilafları gidermek mi? Bizi cehennemden koruyup cennete sokmak mı? Yoksa dünyadaki ayrılıklara bir son verip bizlere daha bu dünyadayken cenneti yaşatmak mı? Asıl amaç nedir? Bu kitabın davası nedir? Allah’ın yolu nedir? Eğer amaç bu dünyada ihtilafları bitirip cenneti yaşatmaksa kurallara tamamen uymamız lazım. Kurallara uymak için de kuralların ne olduğunu bilmek lazım. Eğer herkes bu kuralları emin olarak bilemiyorsa dünyada nasıl cenneti yaşayacağız? Eğer amaç, bizim kitabı anlamak için ne kadar çaba sarf ettiğimizi test edip sorguya çekmekse bu ilk bakışta biraz normal gelebiliyor. Ama ben daha bu kitabı tamamen okuyamadan bunun doğru kitap olduğuna nasıl karar verebilirim ki? Belki de yanlış yoldayım ve sadece bir kere yaşayabileceğim ömrümü boşa çürütüyorum. Bunun böyle olmadığını nasıl anlayabilirim? Bu arada sadece kendim için konuşmuş olmayayım ben sadece kendimden örnek verdim. Yani böyle bir durumda olabilecek milyonlarca insan var. Şimdi ben olaya, “Nasıl olsa elimden gelenden sorumluyum. Ben bu Kuran’ı anlamak için uğraşayım da eğer ahiret diye bir şey varsa cehennemden kurtulayım.”, şeklinde de bakamam. “Eğer”lerle onaylama olmaz zaten. Şimdi ben ne yapmalıyım? Kuran’ın küçük bir kısmını okuyabildiğimi ve bu kitabın Allah’tan geldiğinden %100 emin olduğumu farz edelim. Yarım yamalak öğrenebildiğim bir şey beni hidayete nasıl erdirebilecek? Bu sorular beni aklımı kaçırma noktasına getiriyor. Beni yanıtlayabilsen de yanıtlayamazsan da canın sağ olsun ağabey. Bunları ilk başta da dediğim gibi özellikle biriyle paylaşmış olmak için yazıyorum.

  7. METE KARDEŞİM.

    Çok şey yazmıştım ama yazdıklarımı sildim. Çünkü aslında söylediklerimin tamamı kuracağım son cümlenin açıklaması gibi. O son cümleyi senin şu aşağıdaki cümlenle alakalı kuracağım.

    .””“Nasıl olsa elimden gelenden sorumluyum. Ben bu Kuran’ı anlamak için uğraşayım da eğer ahiret diye bir şey varsa cehennemden kurtulayım.”, şeklinde de bakamam.””…

    İstersen önce bir anla…Gerisine anladıktan sonra bakarsın.

    sevgilerimle

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*