NİRENGİ(2)-003 Kur’an’ı Kur’an ile Anlama Metodu ve Bilim

Mushaf İncele

“Yaratıcının kitabında çelişki ve kapalılığın olmaması, tüm zamanlara hitap etmesi ve başlangıçtan itibaren temel esasların asla değişmemiş olması gerekir. Belli bir zamana sıkışmış ya da hangi çağda olunursa olsun insana hitap etmeyen ve sorunlarını çözemeyen bir kitabın yaratıcıya ait olması düşünülemez!” temel fikrinden hareket ediyoruz. Bir süredir Kuran üzerinde yapılan ve geçmişten miras edinilen kabullere eleştirel bir yaklaşımla, farklı söylemler kanalımızdaki NİRENGİ videoları ile dile getirilmekteydi. Her ne kadar metot ve söylemler üzerinde uzun uzadıya açıklamalar www.tuvavadisi.org sitesinde ve farklı kaynaklardaki videolarda mevcut olsa da bunları yeniden biraz daha derli toplu olarak ele alma ihtiyacı duyduk.

Yeni dönemde METOD konusundan başlayıp, Hasan Mustafa Arslan moderatörlüğünde Ramazan Demir ile mümkün olduğunca önümüzdeki konuları sınıflayarak, olabildiğince yalın şekilde ve tarihe not düşerek aktarmayı planladık… Bu videoda;

– Bilim ve arkeoloji Kur’an’ı anlamada metod olabilir mi.

– Kur’an’ın Arapça olması ne demektir.

Konuları işlenmiştir.

Aşağıdaki PDF dosyasında bahsi geçen konular ile ilgili kısa notlar halinde bir özet sunulmuştur. Okuyabilir ya da PDF olarak indirebilirsiniz.

Önemli Not:

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiçkimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden de herkesin istifadesine açıktır.“

2 yorum

  1. Ramazan bey, tasdik konusunu tam anlamadığım için soruyorum. Metin iki farklı dilde olursa tasdik olmaz dediniz. Ama tasdik ikidir. Bir şekil, iki içerik. Aynı dilde olur ise şekil ve içerik olarak tam tasdik edilir. Farklı dilde olursa şekil olarak tasdik edilir. Veya tercümesi yapılarak tasdik edilir. Bu gün bize bu kuran Arapça ve Allahtan gelmiş denmiş ve onu tasdik etmişiz, iman etmişiz. Ama çoğu Müslüman mushafın kapağını bile açmamış, hatta yüzünden Arapça bile okuyamaz, bir zaman ben de öyleydim. Bilmediğimiz bir dilde olan kitabı tasdik etmişiz.

    Örnek, elimizde şöyle bir metin olsa ve bu metin arkeolojik kazıda bulunsa anlamını bilmesek ve onu biz bulsak, xxc vvd mhf ggt

    Bulduğumuz bu yazı binlerce yıllık ve bozulmaması için koruma altına aldık ama bu yazıyı araştırma için açmak istiyoruz. Ne yaparız? Bulduğumuz bu yazının aslına uygun şekilde ya fotoğrafını çeker ya da yazının aynısını bir kağıda yazarız. İspat isteyenlere de bu yazının altına aslına uygundur diye bir kaç kişi tarafından imza açılır veya yazının çekilen resmine ayrı bir kağıda yine aslına uygundur diye imza açar onu tasdik ederiz. Ama onun ne manaya geldiğini bilmeyiz. Tam da bugünkü bizlerin durumu gibi.

    Ama şunu kast ettiyseniz. Tam tasdik hem şekil hem de içerik olmalıdır. Bu şekilde bize ne denmek istenmiş anlayabiliriz.

    Ayrıca üç türlü tasdik edilir.
    Bunun doğruluğunu tasdik ederim. (meleklerin yaptığı gibi)
    Bunun yanlışlığını tasdik ederim. (iblisin yaptığı gibi)
    Veya alimlerin Ebu Lehebe gıyabında söylettikleri gibi. İman etmeyeceğime iman ettim.

    Ayrıca tasdik ve iman arasındaki fark nedir? Biz kelimei şahadetin anlamını bilmeden tasdik ve iman etmişiz.

    Not: Ayrıca tekrar vidyo ve yazılara devam ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

  2. 10 sene önce terennüm etmeyip bırakıp kıraat etmeye çalıştım kitabı. Gördüğüm ilk şey çevirilerde yapılan (en iyimser ifadeyle) özensizlikti. Farklı kelimelere aynı anlamın yüklenmesini doğru bulmadım ve benim hassasiyetimi gösteren bilirkişiler peşine düştüm. Ta ki sizi keşfedene kadar. Ben özensiz çevirilerden yakınırken sizin edatlardan, bağlaçlardan ve yanlış anlam yüklemelerinden yakındığınızı görünce bir an dumur oldum. Arapça bilmiyor olmama rağmen söylediklerinizi belli oranda da olsa anlayabiliyor, Arapça bilgisi olup da sizi dinleyen insanların itirazlarını boşa çıkardığınızı gördüğümde haklı olduğunuza kanaat ediyorum. Neticede yaptığınız şeyin ne olduğu konusunda kafamda bir fikir canlandı. “Yanlış almamışsın kardeşim” demenizi göze alarak söyleyeceğim: Allah, farklı elçilerle kullarına hep aynı ya da büyük ölçüde benzer kitaplar göndermiştir. Her defasında bir sonraki kitapta, önce kitapta insanların tahrifat yaptıklarını duyurup işin aslını yeniden bildirmiştir. Ama son kitapta iletilenler zamanla öncekilerin tahrif gözlüğü ile anlaşıldığından önceki-sonraki ayrımı ortadan kalkmış, Kur’an tasdik özelliğini kaybedip öncekileri onaylayan kitap durumuna gelmiştir. Mesela Yusuf kitaplarının tümünü okudum ve gördüğüm şu ki Eski Ahit’in anlattığı Yusuf ile Kur’ân’ın anlattığı Yusuf arasında fark yok. Yani Kur’an, Eki Ahit’i onaylıyor. Ama sizin mealiniz bu surede Kur’ana doğruyu ve yanlışı ortaya koyan kitap özelliğini iade ediyor. Şahsen Kur’an hakkında konuşan birine itibar etmek için sözlerinde çelişki ararım. Çünkü inanıyorum ki Allah’ın sözleriyle konuşanın sözlerinde çelişki olmaz. (Bu arada bu kadar yoğun bir muktesebatı hangi ara edindiğiniz konusu kafamda bu insan mı yoksa cinlerden mi sorusunu canlı tutuyor süreki, bilginize…) Allah yardımcımız olsun.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*