ZÜL KARNEYN -8- ARACI ULAŞACAĞI ZAMAN

ARACI ULAŞACAĞI ZAMAN

 

حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ Güneşin battığı yere varınca. (DİB meali)

Bu cümledeki (حَتَّى) hatta bağlacının ve (إِذَا) iza edatının cümle üzerindeki anlam katkılarının ne yönde olması gerektiği bir önceki başlık altında detaylı belirtilmişti. Bu cümlede direk olarak her ikisinden etkilenecek kelime, بَلَغَbelağafiilidir. (حَتَّى) hatta bağlacı bu fiilin kast ettiği işin bir önceki ayette bahsedilen işin devamı olduğunu belirtirken, (إِذَا) iza edatı mazi (geçmiş zaman) olan bu fiili muzariye çevirmiştir. Böyle olmasına rağmen başvurduğumuz meallerin kelimeyi geçmiş zaman olarak çevirdiklerini, yani (إِذَا) iza edatının kelime üzerindeki etkilerini yok saydıklarını önceki başlık altında belirtmiştik.

بَلَغَbelağa kelimesi (b+l+ğ) kök harflerinden türemiştir ve Kur’an’da bu kökten türemiş 77 kelime bulunmaktadır. Bu 77 kelimenin 51 tanesi çeşitli formlarda fiil, 3 tanesi sıfat, 23 tanesi ise isim olarak geçmektedir.

(الْبَلَاغُ – البُلُوغُ) : Bir mekan olsun, zaman olsun ya da takdir edilmiş, kararlaştırılmış veya belirlenmiş herhangi bir iş, durum ya da olay olsun, onda en nihai amaca ve en nihai noktaya ulaşmak, varmak ya da gelmek. Bazen nihai noktaya ulaşılmamış olsa da ulaşılmak üzere olduğunu ifade etmek için kullanılır.[1]

الْبَلَاغُ: (Bir mesajı, selamı ya da haberi) tebliğ etme, ulaştırma, eriştirme ya da iletme (تَبْلِيغٌ)

[2]

الْبَلَاغُ: Bir şeyde kifayet ve yeterlilik.[3]

Bazı yerlerde nihai noktaya ulaşmak üzere olmak anlamında kullanılmıştır (örnek; 65/2). Fiil olarak “ona haberi tebliğ ettim, ulaştırdım ya da ilettim”anlamında بَلَّغْتُهُ الْخَبَرَ şeklinde[4] kullanılır.[5]

  • بَلَغَ فلان الشىء – بُلُوغًا – بَلاَغًا……. Erişmek, ulaşmak, varmak, yetişmek.
  • بَلَغَ به الجَهدُ ………………………. Yorulup yere yığıldı, yorgun argın düştü.
  • بلغتِ الدّاماء الثُننَ …………………. Bıçak kemiğe dayandı, canına tak etti.
  • بَلَغَ اشُدّهُ …………………………… Güçlenip kuvvetlendi.
  • بَلَغَ الامر مبلغ الجدّ ……………….. İş ciddiye vardı.
  • بَلَغَ الاوج …………………………. Zirveye ulaştı.
  • بَلَغَ الدّين اجلهُ……………………… Borcun vadesi doldu, ödeme zamanı geldi.
  • بَلَغَ منه كلّ المبلغ …………………. Birinin zararına çalışmak.
  • بَلَغَ المال مبلغا عظيما……………… Değeri arttı.
  • بَلَغَ السيل الزبى …………………… Ok yaydan çıktı, iş işten geçti.[6]

Kelimenin anlamaya çalıştığımız Kehf 86. ayette إِذَا بَلَغَ iza belağa şeklinde başında edatla gelmesi, bu anlamlardan hangisi tercih edilirse edilsen, mananın mutlaka muzari (geniş/şimdiki/gelecek zaman) olmasını gerektirmektedir. Nitekim tıpkı burada olduğu gibi 75/26 – 65/2 – 56/83 – 46/15 – 24/59 – 4/6 – 2/234 kelime başında إِذَا iza edatıyla gelmiş ve hepsine gelecek zaman manası verilmiştir. Daha önce de belirtmiştik, bu edatın önüne geldiği mazi (geçmiş zaman) fiilin manasını muzariye (gelecek zaman) çevirdiğine dair Kur’an’da oldukça fazla örnek bulunmaktadır.

Bu kelime Kur’an’da şu anlamlarda kullanılmıştır: ulaşmak, ulaştırmak, tebliğ etmek,[7] ulaşılan yer, sınır,[8] ulaşan,[9] duyuru,[10] yerine getirmek,[11] üstün, kesin,[12] geçerli,[13] etkili.[14]

Anlamaya çalıştığımız ayetin başında gelen (حَتَّى) hatta bağlacının bir önceki fiil cümlesini, bir sonraki fiil cümlesine bağlama özelliğinde olduğunu belirtmiştik. İşte bu kelime bir önceki ayette başlanan işin amacına ulaşıldığını ya da ulaşılmak üzere olduğunu bildirmesi gerekmektedir. O halde bu kelimeyi bir önceki ayetle beraber okuduğumuzda şöyle bir mana ortaya çıkmaktadır.

(18/85) فَأَتْبَعَ سَبَبًا Bir aracıya iz sürdürdü

(18/86) حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ nihayet ulaşacağı zaman…

Verilen bu meale dikkat edildiğinde 85. ayette Zel-karneyn bir aracıyı bir şeye ulaşması için peşinden göndermiştir. Yani kendisi bir yere gitmemiş herhangi bir yolculuğa çıkmamıştır. O ulaşmak istediğinin arkasından bir aracı göndermiştir. Bu durumda 86. ayette bir şeye ulaşacak olan Zel-karneyn değil, onun görevlendirdiği aracıdır. Yani 85. ayetteki görevlendirme fiilinin faili Zel-karneyn, 86. ayetteki “ulaşma” fiilin faili ise سَبَبًا sebeben kelimesinin belirttiği “aracı” olmaktadır. O halde ayete meal verirken bunun parantez içi belirtilmesi gerekmektedir.

(18/85) فَأَتْبَعَ سَبَبًا Bir aracıya iz sürdürdü

(18/86) حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ nihayet (aracı) ulaşacağı zaman…

Elbette ki bu meal bilinen tüm Zel-karneyn efsanelerinin tersine bir söylem olduğu gibi beraberinde “aracı kim? Kime ulaşmaya çalışıyor? Neden Zel-karneyn’in kendisi gitmedi de bir aracı yolladı? Gibi daha bir çok soruyu beraberinde getirecektir.

Bunun yanında bu çalışmanın amacı ne birine ters düşmek ne de birini doğrulamaktır. Bu çalışmanın bir tek amacı vardır. Yüce Allah’ın kelimelerini yine Yüce Allah’ın kelimeleri ile anlamak! Defalarca söylediğimiz gibi; yaptığımız her çıkarım bizim Kur’an’dan anladıklarımızdır. Fakat bunu yaparken şablonlardan, efsanelerden ve özellikle Kur’an kelimelerini Yüce Allah’ın koyduğu yerden, oynatmadan yapmaya çalıştık. Tefsir, meal ve Zel-karneyn hakkında müstakil çalışmalar yapan müelliflerin peşine takılıp ona: Kafir ve müşrik olduğu besbelli Makedonyalı Alexandre; ışık hızıyla Solar Apex takım yıldızının yanındaki varlığı ispatlanmamış, sadece teorilerden ibaret olan kara deliğe yolculuk yapan bir uzay gezgini; Kur’an’da zamanın, tekrarı olmayan Yüce Allah’ın belirlediği süre olduğu yüzlerce ayette belirtilmesine rağmen ne ilmen, ne aklen herhangi bir delili olmayan, sadece fantastik fütürist söylemlerin ve holywood filmlerinin konusu zaman yolculuğuna çıkmış, geçmişe ve geleceğe giden bir zaman gezgini diyerek yanılmaktansa, Yüce Allah’ın kelimelerini anlamak için son gayretimizi sarf etmemize rağmen yanılmayı tercih ederiz.

 

Ramazan DEMİR

[1]Bkz. Kur’an: 46/15; 2/232; 40/56; 37/32

[2]Bkz. Kur’an: 14/52; 46/35; 36/17; 13/40

[3]Bkz. Kur’an: 21/106

[4]Bkz. Kur’an: 7/62; 5/67; 11/57; 3/40

[5]R. El İsfahani, El Müfredat BLĞ md.

[6]Yrd. Doç. Dr. İlyas Karslı, Yeni Sözlük BLĞ md. s.236

[7]Bkz. Kur’an: 2/196, 231, 232, 235; 3/40; 6/19, 128, 152; 7/62, 68; 12/22; 24/59; 28/14; 4/6; 65/2; 13/14; 17/23; 33/39; 22/5; 40/67, 80

[8]Bkz. Kur’an: 53/30

[9]Bkz. Kur’an: 16/7 – 40/56

[10]Bkz. Kur’an: 3/20; 5/92, 99; 13/40; 14/52; 16/35, 82; 21/106; 24/54; 29/18; 36/17; 42/48; 64/12; 72/23

[11]Bkz. Kur’an: 65/3

[12]Bkz. Kur’an: 6/149; 54/5

[13]Bkz. Kur’an: 68/39

[14]Bkz. Kur’an: 4/63

3 yorum

  1. Dün Sebt kitabınızı bitirdim. Mukaddes Tuva Vadisi hakkında yaptığınız çalışmaları da. Bugün ise Zel Karneyn üzerine yaptığınız çalışmaları okuyorum. Kafamdaki pek çok soru işaretine cevap bulmama yardımcı olduğunuzu belirtmek için bu yorumu yazmak istedim. Bana Kuran meal ve tefsiri nasıl olmalı diye sorulacak olursa, sizin çalışmalarınızı işaret edeceğim. Allah’ın izin verirse ben de notlarımı toparlayıp size gönderme işini en kısa zamanda bitirmek istiyorum çünkü siz ne derseniz deyin, ben aynı dili konuştuğumuza iyice kanaat getirdim. Allah’a emanet olun.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*