NiRENGi-93 9/ Zikir Kavramı

Bu videoda ZİKİR bağlamında Kur’an ve İnsanlık Tarihi üzerinde durulmuştur. Kur’an konuları hakkında sıklıkla karşılaşılan ayetlerin MÜŞKİL olması sorununa da değinilmiştir.

Önemli Not;

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiçkimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden herkesin istifadesine açıktır.“

22 yorum

  1. Ramazan Bey Merhaba,
    Emeklerinize sağlık, yine güzel bir çalışma olmuş. Ben yine de herkesin sorabileceği soruları sormaya çalışayım:
    1. Korunan zikir, harekesiz, noktasız olan, doğru, yalnız ilk inenlerden itibaren bu ayetler namazlarda okunuyordu. Hadis rivayetleri gibi senet zinciri yok. Mesela “ashab-ı fil” yerine “ashab-ı kabl/katl” diye okunsa bu bize kadar gelmez miydi?
    2. Şüphesiz biliyorsunuzdur, “sahih” denilen rivayetlere göre Hz. ömer birini yaka paça getirmiş, sanırım Furkan süresini değişik okuyormuş, Hz. Muhammed (sav) ikisine de böyle indirildi demiş. Bir de yedi harf (el ahrus’u seb’a) hadisi var. Bunlara itibar etmemekle beraber, bir gerçeklik payı var mı, bu konuda bilginiz var mıdır?
    3. Öte yandan, kendimizi bildik bileli ashabi-lfil diye okuduk, okuyoruz. Onca namazımız yanlış mı olmuştur? Surenin kalan ayetlerini nasıl çeviriyorsunuz? anlam büütünlüğü anlamında soruyorum.
    4. Çözüm nasıl olacak? Tüm alimlerin bir araya gelip tek noktalamada, harekelemede, ayet sonlarında icma yapması mümkün müdür? Bu aşamaya kadar bizler ne yapacağız, bunun altından nasıl kalkarız?
    Selamlar
    Ahmet

  2. Merhaba Ahmet Bey

    1- Binlerce kelimesi birbirinden farklı 70 e yakın kıraat (meşhur 19, Şaz 64) varken, bir ülkede basılan mushaf diğer ülkede basılan mushaftan farklıyken, Türkiye’de diyanet tarafından basılan ve hac da dağıtılsın diye gönderilen mushaflar hatalı ve yanlış denilerek geri gönderilirken böyle bir soruyu bana sormanız meseleye ne kadar uzak olduğunuzu gösterir. Ahmet bey, şu an islam ülkelerinde biri diğerinden farklı şekilde rivayet edilmiş bir çok mushaf var zaten.
    2-Evet o konuda bilgim var ve o rivayet üzerinde söz sarfetmek bile kelimelere zulümdür.
    3-Namazınızın sahihliği (ki dosdoğru okusanız bile) okuduklarınız üzerinden değil, aklınızın, vicdanınızın, sadakatinizin sahihliği üzerinedir. Bu konunun namazın sahihliği ile hiç alakası yoktur.
    4-Bu problem zaten Sizin Alimler dediğiniz o zalimlerin başımıza sardığı bir problemdir. Biz zaten binlerce yıldır devasa bir enkazın altındayız.
    selametle

  3. Tolga Sarıgöz

    Hayır, Enbiya 91 ve Tahrim 12 ayetlerinden yola çıkarak “Meryem Hermafrodittir” diye değerlendiremem, Ama paylaştığınız linkteki yazarın yaptığı gibi de değerlendiremem. Yani o ayetlerde ne Meryem’in hermafrodit olduğunun ispatı, ne de olmadığının inkarı vardır. Meryem’in babasız çocuk doğurmasının açıklanması veya açıklanamamasını bu kadar dar bir çerçevede değerlendirmek, meseleyi derleyip toplayıp bir zamirin sırtına yüklemek, oradan olumlu veya olumsuz söylem geliştirmek sağlıklı değildir.

  4. Selam ramazan abi ,
    Aklıma takılan bir soru var (aslında bir çok ama 🙂 )
    Vahyin hitap değilde kitap olması .
    Cebrailden peygambere sayfa olarak mı iniyordu ? İniyorsa kur’an bu inen sayfalardan mı çugaltıltı cebrailden asıl inenin korunmuş olası gerekmez mi ? Osman nushası falanca nushası gibi bir durum neden var ?

  5. Merhaba Ramazan Bey
    Sizin kullandığınız noktasız mushafta diğer mushaflara sonradan eklenen elif harfleri de eklenmemiş diye anlıyorum doğru mudur? Ben elimde bulunan ve diyanetin yayınldığı mushaftan harekeleri ve noktalamaları dikkate almadan tüm kombinasyonlara bakarak Allah’ın zikrini anlama çabası içindeyim.Ancak sonradan eklenen Elif harflerini nasıl ayırt edebilirim bilmiyorum. Bunun bir yolu var mı?

    Elinizdeki noktasız ve harekesiz olan mushafı internet üzerinden paylaşmayı düşünüyormusunuz? Satın almak istersek bu mushafı nereden temin edebiliriz?

  6. Merhaba Mehmet Bey

    Tüm kombinasyonlarına bakarak okuma çabanızı çok büyük bir takdirle karşılıyorum. Elimizde bizim kullandıklarımızın elektronik versiyonu var ve bunu size gönderebiliriz.

    • Selam Ramazan Bey. 35 yaşındayım, eczacıyım. Meallere bakarak ya bu kuranda çok mecaz var, ya yanlış çeviriyorlar, ya da bu kuran Allah’tan gelmiş olamaz deist mi olsam diye yıllardır çırpınıyordum. Hurufu mukatta konusunu araştırırken dua ettim Allah’ım beni doğru yola ulaştır diye ve 2-3 gün sonra farklı şehirlerde olduğumuz için yılda bir görüştüğümüz bir arkadaşım sizi tavsiye etti. Allah sizden razı olsun, sizin vesilenizle bir çok konu kafamda netleşti. Çok teşekkür ederim. Allah kısmet eder de anladıklarınızdan bir meal yazarsanız benim gibi işin içinden çıkamayan bir çok kişiye de doğru yol için yardımcı olmuş olursunuz diye düşünüyorum. Çalışmalarınıza büyük kitleler tarafından belki şimdi olmasa da ilerde çok büyük değer verileceğinden hiç şüphem yok. Vahiy dilini öğrenip ben de yüce kitabımızı doğru anlamak için çalışmak istiyorum. Sizin kullandıklarınızın elektronik versiyonunu bana da yollarsanız çok mutlu olurum. Allah sizden razı olsun.

      • Aleyküm Selam Özkan Bey

        Ne yazık ki bugün Kur’an adına ortaya konulanların tamamı (buna geçmiş ve günümüz de dahildir), Kur’an’ın muhatap aldığı vasat insan tarafından inanılması imkansız umdeler haline getirilmiştir. Vahyin dilini eğilip bükülebilen, kuralsız ve ilkesiz cümleler kurabilen bir yapıya büründürenler, kendi hayallerinde canlandırdıkları şeyleri Kur’an’a söyleterek Kur’an ile alakası olmayan bir din icat etmişlerdir. Mezhepçisi, mezhepsizi, moderni, gelenekçisi, rivayet severi, rivayet inkarcısı, tarikatlısı tarikatsızı, tarihselcisi, evrenselcisi hep bir ağızdan icat edilen bu dini insanlara inanılabilir hale getirmek için el birliğiyle çırpınmaktadırlar. Onların uydurdukları dinde, hepsi bir diğerini alabildiğine tekfir etse de o uyduruk dinin bir şubesi olarak kalmak mümkündür. Çünkü her birinin hedef kitlesi toplumların farklı akıl seviyelerine sahip kişileridir. Bu ortamda düşünen, gerçekten anlamak isteyen, hakiki manda ikna olmak isteyen akıllı insanlar ise, karşılarında inanılması mümkün olmayan bir din görmektedirler. Seç beğen al mantıcıyla piyasaya çıkan din sunumlarının her biri Yüce Allah’ın dini değil, diğerlerine alternatif olsun diye serdedilmiş dindir. Hepsinin varlık sebebi aslında bir diğeridir.

        Rivayetler ortadan kaldırılırsa rivayetsizliği savunanların, Kur’an tarihseldir diyenler söylemlerinden vazgeçerse Kur’an evrenseldir, mezhepler ortadan kaldırılırsa mezhepsizlerin vs. varlık sebepleri ortadan kalkacaktır. Çünkü hepsinin söyleminin kökeninde Kur’an değil diğerinin söylemi vardır. Onlar birbirlerine karşı söylem geliştirmek için var güçleriyle uğraşırlarken elde edecekleri tüm mermileri Kur’an cephaneliğinden edinmektedirler. Kur’an onlar için bundan öte bir anlam taşımamaktadır. Aklı başında görülen sahtekarlar ise – ki en tehlikelisi bunlardır – Kur’an’ı mesleki bir enstrüman olarak görmekte ve kendilerini Kur’an’ın üzerinde hami olarak lanse etmektedirler.

        Eğer bu sahtekarların sundukları dini baz alırsak bu ortamda yapılacak en aklı başında seçim ne yazık ki deist olmaktır. Aslına bakarsanız, bugün kendisini mümin olarak niyeleyenlerin kahır ekseriyeti FİİLEN zaten deisttirler. Çünkü ne ahiretin, ne Kur’an kıssalarının, ne vadedilen ceza ve mükafatların hiçbiri bugün kendisine ben müminim diyenlerin seçimleri üzerinde, yaşam biçimlerinde, varlık anlayışlarında hiç bir etki sahibi değildir. Yani vadedilen cennet günümüz müminin hayat tarzında bir değişikliğe sebep olmamaktadır. Cehennem ise hiç bir şekilde kötü hareketlere karşı caydırıcı bir unsur değildir. Ben Kur’an’a iman ediyorum diyenlerin kahır ekseriyeti Kur’an’a iman etmenin ne demek olduğunu dahi bilmemektedirler ve daha da acısı bilmek istememektedirler.

        Oysa olay son derece basittir, karmaşık değildir, zor değildir. Yüce Allah yarattığı insana, yaratılış orjinalliğinde yaşaması için bir belge göndermiştir. Bu belge doğal olarak kılavuz olmak zorundadır hem de her konuda. Bu belge insan kalmanın değerlerini doğal olarak vermek zorundadır. İki yüzlülük yapmaya, iki yüzlülüğü binbir boyayla boyayıp sevimli göstermeye gerek yoktur. Ya Bu Kur’an’a bizim insan kalmamızı sağlayan değerler sistemi, öğreti olarak güvenir ve dediğini yaparız ya da güvenmeyiz ve dediklerine itibar etmeyiz.

        Bugün ve geçmişte yapılan din sunumlarının hiçbiri mümin insanı kendinden emin bir hale getirmemekte tam tersi iki arada bir derede bırakmaktadır. Yaşadığımız zaman ile Kur’an arasında sıkışıp kalan kitleler hiçbir zaman mutmain bir kalbe sahip olmamaktadırlar. İman edildiği söylenen Kur’an, kendisine iman edenlerin psikolojik açmazlarına kör ve sağır, toplumsal bunalımlarına vurdumduymaz, ihtilafları meselelerde daha da ihtilaf oluşturan, her insanı kucaklayan değerler sistemine sahip olmayan belalı bir belge niteliğindedir. Yani Kur’an diye sunulanlara bulaşan her insan aklını bir kenara bırakmak zorundadır ve akıllı sonuçlar beklemeyi şiddetle reddetmelidir.

        Bu nasıl bir gelenektir ki; kendisine temel aldığı Kur’an’ı açıkladıkça anlaşılmaz olanlar çoğalmakta, aydınlatılmaya çalışıldıkça karanlıklar daha da koyulaşmaktadır. Böyle bir dinin veya geleceğin mensubu olmak akıl sahibi her insan için utanç vericidir. Bu nasıl bir kitaptır ki okudukça açmazlarımız çoğalmakta, okudukça psikolojimiz bozulmakta, okudukça ihtilaflar derinleşmekte, okudukça anlaşılmazlar çoğalmakta.

        Hayır vallahi, billahi, tallahi KUR’AN ONLARIN SUNDUKLARI VEYA DEDİKLERİ ŞEY DEĞİLDİR VE OLMASI DA MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bunu slogan olarak değil gören biri olarak söylüyorum. Şu yeryüzünü Kur’an’dan başka hiçbir şey düzletmez. Şu yolunu şaşırmış insana, yaşama gayesi olmayan şu insana Kur’an’dan başka hiçbir şey onurlu bir yaşam gayesi vermez, veremez.

        Bu açmazdan çıkmanın yolu kesinlikle deist olmayı tek alternatif olarak görmek değildir. Çünkü Kur’an’ı böylesine açmazları olan bir belge haline getiren Kur’an’ın kendisi değil, Kur’an’a iman ettiğini söyleyen bizleriz. Kendi ellerimizle oluşturduğumuz açmazlarımızı Kur’an’ın sırtına yükleyerek akıl ve mantık dışı seçimler yapmak asla meşru değildir.

        Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bizim tek çözüm kaynağımız vardır KUR’AN. Ondan başak yapışacağımız hiçbir şey yoktur. Her ne duruma düşmüşsek onunla çıkacağız, hangi psikolojik açmazlara düşmesek onunla çözeceğiz. Bunu yaparken binlerce yıldır güvenilmez olduklarını binlerce kere göstermiş geleneğe asla güvenmeyeceğiz.

        Bunu ne kadar yapabiliriz bilmiyorum. Ama artık pandoranın kutusu açıldı.

        Selametle

  7. Ramazan abi selamlar.
    El-cahim konusunda bir çalışma yaptınız mı? Meal ve tefsirlerde cehennmem’in bir katı olarak çevrilen bu kelime aynı zamanda şecere ile de gelen ayetleri de var. Ayrıca El takısı ile gelmiş. Bu Adem’in uzak durması emredilen soyun sahibi değil mi? Yani bir şeytan.

    Saygılarımla.

  8. Allahın selamı ile
    selam Ramazan abi,
    yurt dışında yaşıyor olmamın yanınıza gelme mümkünatını darladığından ve öğretmen vasfınıza çokça hürmetten size ulaşabileceğim bi telefon email veya sosyal medya adresinizi istirham ediyorum. vaktinizin değerinede hürmetim var. sizin bulgu ve tecrübenize danışmam gereken bazı ayetlerin ve kelimelerin tefferuatı hakkında. umarım bizleri hoşgörü ile anlarsınız.
    sevgilerimle

  9. Selamlar Ramazan bey, zikir derslerinin birisinde nisa 34. ayette geçen ve herkes tarafından ض ر ب olarak kabul edilen fiilin ص ر ب olduğuna dair bir açıklama yapmıştınız, mushafta ص ر ب yi kök olarak arattığımda bir şeyle karşılaşamadım, konuyla ilgili yardımcı olabilir misiniz, saygılar.

  10. Ramazan abi sevgiler saygılar
    Abi meal calismasi yapionmu veya varmi yapmis oldugun bir meal,
    2,3 hafta oldu size rastladım. Çalışmalarınıza baktım burdan youtube den
    Diğerleriyle aranız da koca bir dag var. Rabbim emeklerinizi boşa çıkarmasın dört gözle bekliorum abi çalışmalarıni

  11. Kıymetli abilerim SelemunAleykum,

    Yoğun çalışmalarınız arasında denk gelip değerlendirilmiş bir madde olmuş mudur bilmiyorum.

    İslamiyet’in içine nelerin din adına sokulduğunu sizin araştırmalarınız aracılığıyla üzülerek müşahede ediyoruz.

    Bunlardan biri olabileceği şüphesini barındırdığım geleneksel anlayışta bile tam cevaplanamadığını aşağıdaki bağlantıdan anladığım “âmin” kelimesinin Salatımızda ve Duamızda kullanımı hakkındaki görüşleriniz acizane merakımdır.

    https://islamansiklopedisi.org.tr/amin

    Allah u Teâlâ geyretinizi bereketlendirsin.

  12. Aleyküm selam mümin can kardeşimiz

    Biz, Dualardan sonra veya fatihadan sonra “amin” denmesinin Kur’an’i hiçbir deliline ulaşamadık. Zaten gönderdiğiniz linkte de dualardan sonra “amin” denmesinin yahudi ve Hıristiyanlardan geçme olduğu açıkça söyleniyor

    selametle

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*