NiRENGi-90 6/ Zikir Kavramı

Önceki videoların devamı olarak bu videoda da ZİKİR Kavramı üzerinde örneklerle durulmuştur. Ağırlıklı olarak Zikrin metin haline sistematik olarak yapılan müdahalelerin ne şekilde olduğu ve tahrife yol açan bu müdahalelerin aşamaları üzerinde durulmuştur.

Önemli Not;

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiçkimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden herkesin istifadesine açıktır.“

3 yorum

  1. SelamunAleykum Ramazan kardeşim.
    Anlamadığım bir şey var. Kuran da noktalandırma yapılmadan önce Kuran ı hıfz edenler vardı. Ve bu insanlar farklı coğrafyalarda ve çok sayıda idiler. Noktalama/harekelendirme süreci de uzun bir zaman diliminde gerçekleşti. Peki tüm bu süreç esnasında Kuran ı aslından hıfzetmiş olan bunca insan yeni yazılmış ve değiştirilmiş( noktalanmış v.s.) Kuran ı gördüklerinde ” ya biz yanlış okuyormuşuz, artık bu yeni yazılan kuran a göre mi okuyalım” dediler yani.
    Tamam siz daha önce o insanların bu sürece itiraz ettiklerini falan söylediniz ama her ne olursa olsun bu sürecin kazananı bu tahrifatı yapanlar olmuş oluyor bu durumda. Bunu benim aklım almıyor. Binlerce Kuran hafızının olduğu bir dünyada bu kadar hafızı sağken ve aslından okuyorlarken insanlara yeni yazılmış ve değiştirilmiş bir Kuran dayatılamaz. Bu yaşamın gerçekliğine terstir. Tamam şu an elimizdekinin asıl olduğunun bir delili yoktur çünkü asıl nüshalardan farklıdır. Ama bu O kadar hafızın tüm bu olana bitene ( her ne kadar süreç uzun da sürse ) kayıtsız kaldığı ve Kuran ın değiştirilmesine göz yumduğu anlamı çıkarır ki bu O insanlara haksızlıktır. Başka birşeyi değil Kuranı değiştiriyor çünkü birileri. Bu öyle basit bir şey değil. Bu olayı “aynısını Yahudi Din Adamları da yapmıştı” diyerek anlatabilirsiniz ama bu yine de yapıldığının delili olamaz.
    Sizin şu ana kadar yazdığınız tüm eserleri okumuş ve videolarınızı seyretmiş biri olarak bu son varsayımınıza katılmam imkansız.
    Kısaca, değiştirilmediğinin delili yoksa bile , değiştiğinin delili de yoktur. En azından elinizde çok sağlam bir delil yok.
    Selametle.
    Yusuf Burak

  2. SelamunAleykum ;
    Bir önceki yorumda bahsettiğim probleme dair bir Video ( yazıda olabilir ) yapabilirseniz çok iyi olur.
    Sonuç olarak elimizdeki kitabın tahrif edildiği belli. Belli olmayan ise bütün bu sürecin nasıl geliştiği. Daha da önemlisi bu değişime direnenlerin neler yaptıkları.
    Örneğin karşı gelen alimlerin ( son videonuzda 500 yıl buna direndiklerini ve değiştirenlere kafir dediklerini söylediniz. ) tedbir olarak neler yaptıklarını merak ediyorum. Mesela ” madem biz bunlara güç yetiremiyoruz o halde şu şu önlemleri alalım” falan diyerek birşeyler yapmadılar mı ?
    Ben basitçe şöyle düşünüyorum.
    Şu an okuduğumuz Kuran ın MP3 hali var değil mi ? Var. Eğer elimizde sahabenin okuduğu Kuran ın MP3 ü olsaydı ( hayal tabiki ) sizin bu son çalışmanıza gerek olmayacaktı. Asıl MP3 ü dinleyerek ve şu an Kuran okuyabilen herkesin okuyabileceği bir formda ( düzeltilmiş haliyle harekelendirilmiş v.s.) yeni kitabı basacaktınız ve en azından Kuran ın aslını okuyabilecektik. Ama böyle bir MP3 yok. O halde soru şu :
    Değişime karşı 500 yıl boyunca direnen alimler herhangi bir önlem almadılar mı?
    Yani Fil suresinin yanlış yazıldığını herhalde görmüş olmalılar. Kendi okudukları ( ve sizinde son videolarızda size göre doğrusunu telafuz ettiğiniz şekliyle ) “gerçek” Fil Suresi ni “doğru biçimiyle noktalandırsalar” olmazmıydı ?
    Ben mi tam anlamıyorum bilemiyorum. Bu bile bir çare olur ve en azından bugün araştırdığımızda ” ya bakın aslında başka bir Fil Suresi metni varmış” diyebilirdik.
    Yoksa onlar bu tedbirleri aldılar ve yazdılar da aynen “M.S. 325 İznik Konsülü” nde olduğu gibi doğru harekelendirilmiş ve noktalanmış o kitablar mevcut idareciler tarafından toplatılıp yakıldı mı ?
    Siz bu konuları bizden daha çok araştırdığınıza göre lütfen bu konuya açıklık getirir misiniz ?
    Hürmet ve Selamlarımla.
    Çabalalarınızdan dolayı Allah sizlerden razı olsun.

  3. merhaba.
    “Değişime karşı 500 yıl boyunca direnen alimler herhangi bir önlem almadılar mı?”
    sorunuza ben cevap vermeye çalışayım.

    günümüzde 4 hak meshep olarak tanımlanmış mesheplerin imamları, yine elimizdeki bilgilere göre kuranın bu noktalanması işine şiddetle karşı çıkmışlar.
    ebu hanife’nin hapiste öldüğünü yine günümüz gelenekçileri söylüyor. özetle, müslümanlar illaki bu işe karşı çıkmışlardır. ama kimbilir başlarına ne geldi.bu konuda yazdıkları kim bilir nerede yakıldı.

    “”Sonuç olarak elimizdeki kitabın tahrif edildiği belli.”” demişsiniz. aslında bu ifade yanlış bir ifade. elimizdeki kitaplar kuran değil ki tahrif edilsinler. elimizdekiler aslında bir meal. bu noktalandıranların kurandan anladıklarının/dayattıklarının ifadeleri. yani allahın kitabı aslında orta yerde duruyor. müzelerde sergileniyorlar.

    selamlar.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*