NiRENGi-69 / Yaradılış Konusuna Giriş-6 Huruf-u Mukatta’a

Bu videoda, yaradılış konusu bağlamında incelenen Hicr suresinin ilk ayetlerinen itibaren başlanmış ve ele alınan “Huruf-u Mukatta’a” konusu ile devam ettirilmiştir.

Önemli Not;

Tüm yazı ve videolarımızda bu çalışmalara başladığımız ilk dönemlerden itibaren ifade ettiğimiz şu gerçeğin bilinmesini önemle rica ederiz. “Ulaşılan bulguların delilleri mümkün olduğu kadar belirtilmesine rağmen, yazı ve videolarımızda ifade edilenlerin tamamı, sadece Kur’an’dan anladıklarımız olup, asla bizzat Kur’an’ın kendisi değildir. Tek amacı; Allah’tan başka hiçkimsenin maddi-manevi tasallutu altına girmeden ve hiç kimseyi de maddi-manevi bir tasallut altına sokmadan Kur’an’ı anlama çabası olan bu çalışmalar, gelişmeye ve geliştirilmeye muhtaç olup, Kur’an üzerinden ulaşılan bulguların tamamı kaynak belirtilmeden herkesin istifadesine açıktır.“

2 yorum

  1. Selam
    Bu güne kadar akla yatacak bir açıklama duymadığım okumadığım bir konuda soru sormak istiyorum gayb (gelecek) ve kader .

    Aklım bir türlü kabullenemiyor ve kavrayamıyorum.yapılan ceviriler mealler tehviller tatmin edici degil ve sorularım askıda kalıyor birkaç örnekle açıklayayım.

    Hiç birşey yokken Allah mekanı ve zamanı var etmeden once kıyamete kadar olacak olan her olayı biliyor diyoruz diyorlar.

    Madde yok zaman yok mekan yok ama Allah sonu belirlemiş bile
    Şeytan sapacak uyarmama rağmen ademi saptıracak adem bir tercih yapacak nuh gelecek iman etmeyecekler nuh helak için dua edecek tufan olacak musanın hayatı durumu tercihleri davranıları yusuf isa lut ibrahim muhammed ve her biri vs. Hiçbir şey yokken bunların takdir edilmesi bilinmesi bir senaryo gibi gelmiyor mu ?

    Örneğin firavunun ibrahimi ateşe atan ismi nemrut denilen kişinin yapacakları ezelden beri biliniyor ezelden bilinen bilgi değişir mi ? Değişirse o bilgi ezeli olur mu ?
    Firavunun iman etme olasılığı var mıydı .yada baştan beri imanlı olabilir miydi.

    Bu inanç determinist bir dünya görüşü oluşturmaz mı ?

    Her olay biliniyor ve oldu oluyor olacak ve buda ezeli bilgi o zaman hiçlik varken Allahın başı sonu ortası bilinen bir dünya hayatını başlatması ve insanlardan beklentisi olması nedir ?
    Bir cok çıkmaz var bunlar aklıma gelenler yardımcı olursanız sevinirim çünkü mevcut mealler tefsirler görüşler sorularıma cevap oluşturmadı .

  2. BİLAL

    Hep yapıldığı gibi siz de Yüce Allah’ın ilmi (bilmesi) ile onun olayları belirlemesini birbirine karıştırıyorsunuz.

    “”Madde yok zaman yok mekan yok ama Allah sonu belirlemiş bile””

    Yüce Allah’ın yarattıklarının ne yapacağını bilmesi, kendisinin yazdığı bir senaryodan değil, ilmiyle kuşattığından dolayıdır. Olayı basit bir örnekle biraz daha açayım: Kendi çocuğunuzun neyi tercih edeceğine sizin karar vermeniz ayrı bir şeydir, çok iyi tanıdığınız çocuğunuzun kendi seçimleri ile ne yönde irade kullanacağını TAHMİN (insanın ki sadece tahmindir) etmeniz başka bir şeydir. Tahminlerinizde yüzde yüz isabet kaydettiğinizde çocuğunuz sizin yazdığınız senaryoyu değil, kendi seçimlerini yaşamaktadır.

    Bilgiyi bir zaman ve bir mekan olmadan konumlandıramayan bizlerin bilmesi ile Yüce Allah’ın bilmesi aynı şeyler değildir. Siz çocuğunuz hakkında yürüttüğünüz tahminlerin doğru mu ya da yanlış mı olduğunu bilmeniz için o seçimlerin yapılacağı anı beklemek zorundayken Yüce Allah’ın böyle bir zorunluluğu yoktur. Çünkü onun bilmesi zaman ve mekana mukayyed değildir.
    Biz ise bir zaman ve bir mekan olmadan ne bilgiyi ne de herhangi bir şeyi düşünemeyiz hatta hayal dahi edemeyiz.

    “””Her olay biliniyor ve oldu oluyor olacak ve buda ezeli bilgi o zaman hiçlik varken Allahın başı sonu ortası bilinen bir dünya hayatını başlatması ve insanlardan beklentisi olması nedir ?””””

    Biraz üzerinde düşünürseniz bu sorunun hakikaten insan havsalasının çok üzerinde bir sorudur. Çünkü bu sorunun cevabını tam manasıyla kavramak için ancak (haşa) Allah ayarında olmak lazımdır. Daha yoktan var edilmeyi bile aklına sığdıramayan bizlerin Yüce Allah’ın sadece ALLAH’CA vermesi gereken bir sorunun cevabını kaldıramayacağımız gayet ortadır. Ben sorunuzun cevabı yoktur da demiyorum. Ama bir yaratıcıya neden yarattın diye sorulduğunda verilecek cevabın insan ayarında olması düşünülemez.

    Bu soru sorulamaz ve cevabı verilemez bir sorudur da demiyorum. Yaratılmış hiçbir varlığın Yüce Allah’ın cevabını veremeyeceği bir soru sorabileceğine asla inanmıyorum. O cevabı vermesine verir de biz o cevabı taşıyabilir miyiz? Mesela; Allah yalnızlığa nasıl dayanıyor, eşsiz ve benzersiz olmanın yükünü nasıl kaldırabiliyor? şeklinde bir soru sorduğumuzda, onun bize sanki O insanmış gibi cevap vermesini düşünemeyiz değil mi?

    Madem bunların hepsini biliyordu o halde neden yarattı?

    Böyle bir soru sormak için de onun bildiklerinin bizim bildiklerimiz kadar olması gerekmektedir. Eğer o da varlık hakkında bizim kadar biliyor olsaydı bu soruyu o cevaplar bizde anlardık. Bizim bildiklerimizi merkeze alarak sorduğumuz bu soru da ancak ALLAH AYARINDA BİRİNİN ALLAH’A SORACAĞI SORUDUR.

    Her soru sorulabilir elbette ama her soru meşrudur diye bir kural yoktur. Şöyle bir empati yapalım…matematikten zerre kadar anlamayan birinin kalkıp trigonometri ile ilgili bir soru sorması demek, cevap verilse bile cevabı anlayamayacağı bir durumdur. Bu kişinin sorduğu sorunun cevabını kavrayabilmesi için basamak basamak o sorunun cevabını kavrayacak seviyede matematik bilgisine gelmesi gerekmektedir.

    Varlık olarak ne yaparsak yapalım YARATILMIŞ olmaktan asla kurtulamayacağımız bizlerin, Yaratıcı olmanın ne demek olduğunu bilmesi ve ancak bir yaratıcının anlayabileceği soruları sorması asla kaldıramayacağımız bir yükü yüklenmeye çalışmak gibi gözükmektedir.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*