2 yorum

  1. Ramazan bey,
    Videonun ilerisinde açıklığa kavuşacak mi bilmiyorum ama unutmadan sormak istedim. Şeytan Adem’e secde etmediği için kafirlerden olduysa, kafir Allahın vahyine iman edilmediği zaman olunuyorsa, Adem ilk resul ise, yani Allahın vahyini insanlığa ileten ilk kişi ise, nasıl Ademden önce bir kafir grubu olabilir. Siz de bu soruyu beklediniz ama soran olmadı sanırım.

  2. NİHAN Y

    Kur’an’da meleklerin Adem için secde (emre amade olma) sürecini anlatan ayetlere bakıldığında, secde etmekten kaçınan İblis için şu kelimeler kullanılmaktadır.

    FESECEDU İLLA İBLİS, EBA VESTEKBERA KANE MİN’EL KAFİRİN” (Bakara 2/34)””…İblis hariç hepsi secde etti, o başkaldırdı ve KAFİRLERDEN OLDU”””

    Bu kullanımın dışında, secde etmeyip Yüce Allah’tan kendisine izin vermesini istedikten sonra da şu kelimeler kullanılmaktadır.

    “KALE FE İNNEKE MİN’EL MUNZARİN” (Hicr 15/37) ” (Allah) dedi ki, sen süre VERİLENLERDENSİN”

    İşte bu ayetlerdeki çoğul kullanımlar, kafirlik etmenin İblis ile başlamadığı tam tersi ondan önce başladığını ve İblis’in ilk kafir ve ilk başkaldıran olmadığını göstermektedir. Peki kimdir bu kafirler?

    Kafirlik kesinlikle vahye karşı alınan bir tavrın adıdır. Yani kişiye kafir denmesi vahye muhalif olmasından veya bile bile vahyi görmezden gelmesinden kaynaklanmaktadır. Henüz vahiyle tanışmamış insanlığın için kafir denmesi söz konusu değildir. Zaten olaya bakıldığında secde emri müşahede aleminin (beşer-insan) varlıklarına değil, gaybi alemin (melekler) varlıklarına verilen bir emir olduğu görülecektir.

    Yüce Allah Hicr 15/27 ayetinde cin türü varlıkların yaratılmasının, insan türünün yaratılmasından önce olduğunu bildirmektedir. O zaman bu şu anlama gelmektedir. Cin türü varlıkların vahiy ile tanışmaları insan türünün vahiyle tanışmasından önce olmuştur. Yani gayb aleminde artık kimin ne olduğu, vahye karşı kimin nasıl bir tavır takındığı ortaya çıkmıştır. İblis kafirliği başlatan ilk kişi değil, daha önce başlamış kafirliğe sonradan dahil olmuş bir kişidir.

    Adem kıssalarına bakıldığında Yüce Allah’ın meleklerle ve İblis ile olan diyaloglarından bahsedilmektedir. Yüce Allah Meleklerle ve İblis ile karşılıklı konuşmamış, tüm o konuşmalar vahiy yoluyla olmuştur. Çünkü melekler de olsalar herhangi bir varlığın Yüce Allah ile karşılıklı sohbet etmesi olacak şey değildir. Kur’an’da geçen “hiç bir göz onu kuşatamaz ama o tüm gözleri kuşatır” ayeti sadece insanlar için geçerli değildir.

    Tek başına bu diyaloglar bile, gayb aleminde vahiy-gaybi varlıklar ilişkisinin kurulmuş olduğunu göstermektedir. İşte derslerde işlediğimiz Alak suresi Vahiy-müşahede alemi varlıklarının ilk ilişkisinin kuruluş sürecinden bahseden ayetlerdir.

    Tüm bunlara göre sorunuzun cevabı şudur; Adem kıssaları bağlamında geçen “kafirlerden oldu” ifadesindeki “kafirler” müşahede alemi varlığı olan insan türünü değil, gayb alemi varlıklarını göstermektedir. Ne yazık ki gayb bilgimizin rivayetler ve müfessir yorumları üzerinden şekillenmesi, gayb aleminin düşünce düzlemimize “HAYAL” olarak yansımasına yol açmıştır. Gayb alemi varlıkları olan “Cebrail, Mikail, melekler, cinler, şeytanlar, iblis” karakterleri, iman düzlemine yansımamış, hayali varlıklar olarak görülmektedir. Yani anlayacağınız HAYAL ALEMİ ile GAYB ALEMİ birbirine karışmıştır. Kur’an bize sadece duyu organları ile ulaşabileceğimiz şeylerle alakalı olarak hidayet etmemektedir. Aynı zamanda GAYB alemi ile ilgili de hidayet (kılavuzluk-rehberlik) etmektedir.

    Allah’a emanet olunuz.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*