Kur’an’la yürü(yeme)mek!..

Hiçbir mü’min Allah’tan korkmadığını, O’nun en küçük ayrıntıyı bile ortaya çıkaracak hesabından ve bu hesap sonucu karşılaşacağı dehşetli azabından korkmadığını söyleyemez. Kur’an Allah ile biz kullar arasındaki en somut bağdır. Yani O’na olan sevgimizin, saygımızın, korku ve ümidimizin en bariz şekilde görüleceği yegâne göstergedir. Bir mü’min’in Allah korkusunun olup olmadığının en kolay anlaşılacağı hatta tek anlaşılacağı şey O’nun Allah kelamına karşı takındığı tavır ve yaklaşım biçimlerindedir. Eğer kendisini mü’min sayan bir kişinin Allah’tan korkup korkmadığı Kur’an üzerinden anlaşılmayacaksa hiçbir şekilde anlaşılmayacak demektir. Allah lütfetmiş kullarını karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kelimeler göndermiştir. Bu kelimeleri kendisi seçmiş, kendisi beğenmiş, kendisi dizayn etmiş, editörlüğünü kendisi yapmıştır. Bunun tek nedeni vardır.

Hud 11/1-2

الر ۚ كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ

أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا اللَّهَ ۚ إِنَّنِي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ

Allah’tan başkasına hiçbir şekilde kul olmayasınız diye, ayetleri (birbirine) sımsıkı bağlanmış sonra başkasına ihtiyaç duymayacak şekilde açıklanmış Hâkim ve Habir katından bir kitaptır. Sizin için O’ndan bir uyarıcı bir müjdeci de hiç şüphesiz ki benim.

Evet bu neden hiçbir şekilde Allah’tan başkasına kul olmayalım diyedir. Yüce Allah’ın hiç kimseye ihtiyaç duymayacak şekilde açıkladığı bir kitap asırlardır açıklana açıklana öyle anlaşılmaz bir halde getirilmiştir ki, Allah’tan başkasına kul olmayalım diye gönderilen kitap Allah’tan başkasına kullar olmanın enstrümanı haline getirilmiştir. Şu bilinmelidir ki Allah’ın kitabına iman ettiğini söyleyen bir mü’min Yüce Allah’ın kelimelerini kendi canından, sahip olduğu malından mülkünden, yaşadığı şu kısacık dünyanın ve evrenin içindeki her şeyden daha değerli görmüyorsa, Kur’an’a verilen keyfi ve ilkesiz manaları kendi canına ve malına yapılmış ilkesiz bir saldırıdan daha büyük bir saldırı ve tecavüz olarak görmüyorsa, Kur’an’ın sırtından profesör, doktor, ilahiyatçı, şeyh, parti lideri, cami imamı, müftü, diyanet işleri başkanı vs gibi titr sahibi olanların elinde mesleki bir enstrümana dönüşmüş Kur’an için ciğeri parçalanmıyorsa bu hiçbir zaman sadece Allah’a kul olunmayacak anlamına gelecektir. Kur’an; üzerinden meslek, makam, mevki, çıkara dayalı şan şöhret, vakıf, cemaat, parti, çıkar elde edilecek bir rant kaynağı değildir. Kur’an; her tarafı imtihan olan şu geçici dünyanın, sosyal ve siyasal düzenlerin, kitle ya da kavimlerin halden hale sokacakları nesnesi değildir. O her zaman en etkin tek özne olan Yüce Allah’ın alemlere özne olsun diye kullarına rehber olarak gönderdiği kelimeleridir. Kendisi başkasının elinde oyuncak olan bir kitabın rehber olması, başkası tarafından açıklanmaya muhtaç olan bir kitabın etrafı tanıtan bilge bir kılavuz olması, kendisi kapalı olan bir kitabın kapalı olanı açması, kendisi ihtilaflı olan bir kitabın insanlığa tevhidi önermesi, herkesin kendine göre anlam yükleyen kelimelerle dolu bir kitabın insanları sadece Allah’a kul olmaya çağırması asla mümkün değildir. Kur’an’a iman ettiğini iddia eden her mü’min şunun kararını vermek zorundadır. Ya Yüce Allah’ın kelimelerinin müdahale edilemez tek gerçek, yol gösteren tek kılavuz, tüm kapalılıkların kendisiyle giderildiği, tüm ihtilafların kendisiyle çözüldüğü, tevhidin sadece onunla geldiği tek ölçü olduğuna iman edecek ve ona göre yaşayacak, ya da ismini anmayı bile zül telakki ettiğimiz ikiyüzlü tefsir ana bilim dalı bölüm başkanı profesörün dediği gibi; Kur’an tarihseldir, anlamlı cümleleri yoktur, durmadan ihtilaf üretir, insanlığa asla yeterli değildir diyecek ve Kur’an’a iman etmediğini açıkça deklere edecektir.

İki arada bir derede, ne ondan ne bundan yaşamayı, hayat boyunca iman ile küfür arasında alternatif bir yol aramayı mü’minlik zannetme yanılgısından bir an önce kendisini kurtarmalıdır. Mesele ansiklopediler yazacak kadar karmaşık ve çetrefilli değildir. Basittir, ortadadır. Ya Kur’an iman edilip her şeyde ona güvenilecek ya da güvenilmeyecektir. İtikatta Kur’an’a, sosyal düzende Fransızlara, ceza hukukunda İtalyanlara, ekonomik değer anlayışında Amerika’ya, bilim anlayışında Nasa’ya müracaat ederek fikir ve hayat sahibi olmanın bizi değil iki yüzlülüğe, bin yüzlülüğe getirdiği artık saklanamayacak kadar ortadadır. Hayatına, anlayışına, düşünce biçimine, değer yargılarına bakıp da mü’min diyemeyeceğimiz insanların kendilerini mü’min saymalarının hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığı ve olamayacağı, mü’minim diyenlerin memleketlerinde akan oluk oluk kanlardan artık tevil edilemeyecek kadar gözümüzün içine batmaktadır.

Akıl alacak gibi değildir: 1400 küsür yıl önce tek bir insanın “ben Müslimlerin ilkiyim” demesi insanlık tarihini değiştirecek bir etki oluşturmuşken, şimdi yaklaşık iki milyar insanın “biz müslümiz” demesinin hiçbir esamesi okunmamaktadır.

Ne oldu?

Yüce Allah söz verdiği rahmetini mi kıstı?

Ne oldu?

Çöle sıkışmış hiçbir değeri olmayan küçük bir kasabadaki Arab’ı dünyanın hakimi haline getiren Kur’an mı eskidi?

Ne oldu?

Her zaman ve zeminde kullarını karanlıklardan aydınlığa çıkaracağına söz veren Allah, (haşa) sözünden mi caydı?

Ne oldu?

Yüce Allah’ın gönderdiği vahiy tek gerçekken (haşa) yalan mı çıktı?

Ne oldu?

Tüm resullere yeten vahiy (haşa) yetmez mi oldu?

Eğer bir kula Allah yetmeyecekse Ya Rab! Daha ne yetebilir?

Eğer bir kulu Allah’ın sözü bağlamayacaksa Ya Rab! daha hangi söz bağlayabilir?

Eğer bir kula Allah’ın sözü kılavuzluk etmeyecekse Ya Rab! daha hangi söz kılavuzluk edebilir?

Dikkat edilirse çalışmanın en başından beri Kur’an’ın ne dediği ile değil ne demediği ile uğraşmakta, o çerçevede değerlendirmeler yapmaktayız. Bundan sonra biri kalkıp bize “madem Kur’an açık ve anlaşılır ve hatta Allah tarafından kimseye ihtiyaç duymayacak kadar açıklanmıştır, o halde siz neden hepi topu 20 ayeti geçmeyen Zel-Karneyn kıssası ile ilgili ciltler dolusu yazıyorsunuz?” şeklinde bir soru yöneltirse haksızlığın en büyüğünü yapmış olacaktır. Kaldı ki her söylediğimizde isabetli ve kusursuz şeyler söylediğimizi asla iddia etmedik ve etmiyoruz. Bizim çabamız Yüce Allah’ın kelimeleri hakkında söylenmiş tüm sözleri dışladığımızda ve Kur’an’da anlatılan herhangi bir şeyi yine Kur’an’ın içinde aradığımızda daha isabetli ve daha anlaşılır şeylere ulaşıldığını göstermekten başka bir anlam taşımamaktadır. Yoksa söylediklerimiz asla ve kat’a Kur’an’ın kendisi değil, bizim sadece Kur’an’ı önceleyerek Kur’an’dan anladıklarımızdır. Hepsi bu.

Ümit ediyoruz ki Kur’an’ı Kur’an’dan başka bir şey ile anlamamak bir metot olarak yaygınlaşır ve şu mübarek kitabın sırtına yapışmış kene misali olan tüfeylilerden temizlenir. O tüfeyliller ki kanımızı emdiler, bizi parti, tarikat, cemaat, hizip, mezhep, ekol ve daha bilimum parçalara böldüler, çocuklarımızı bizden bizi çocuklarımızdan kopardılar, cennet ümidimizi heba ettiler, şerefli bir yaşamı böcek misali yaşamlarla değiştirdiler, onurlu bir duruşu elini ovuşturan kölenin duruşuna çevirdiler, Allah’tan başkasına muhtaç değilken her şerefsize muhtaç hale getirdiler, Allah’a sattığımız ve karşılığında cennet satın aldığımız beş para etmez canımızı kapitalist kan emicilerin kemirdiği cesetlere çevirdiler, akılsızlıklarını akıl, ahlaksızlıklarını ahlak diye bize yutturdular. İşte buna yeter demenin tek ve biricik yolu Kur’an’ın her bir kelimesini hatta her bir harfini ve hatta her bir harekesini en aziz, en değerli, en şerefli özne olarak görmekten geçmektedir. Doğru yolu bulmanın Kur’an’dan başka yolu hiç olmadı ve olmayacak da.

 

Ramazan DEMİR

 

 

8 yorum

  1. Selamet üzerinize olsun Ramazan Bey;
    Çalışmanızı ve gayretinizi takdir ediyorum. Rabbim muvaffak kılsın. Bu minvalde biz avamın Kuranı anlamasının önündeki engelleri siz bizlerden daha iyi bilmektesiniz. Gayretimiz o dur ki, Kuranı anlamak… Ancak yaptığınız tahliller ve izlediğiniz ilmi yol takdir edersiniz ki biz avam için çok meşakkatli. Ama bu vazgeçmek için bir sebep değil bu engeli aşmak için nasıl bir yöntemi ele almamız gerektiği ile ilgili bir yol , çare arayışıdır.

    Bu minvalde Kuranı anlamak isteyen bir insan olarak biz avam (en başta kendimi kast ediyorum.) bu ilmi yolu takip mi etmeli? Veya bu işin bizler açısından kolay ve yapılabilir bir yolu var mı? Varsa nedir?

    Bu konularda bizleri aydınlatırsanız çok sevinirim.

    Çalışmalarınızın derli toplu olması ve biz avamında bundan istifade edebilmesi açısından bir arada olması ve kaynak teşkil edebilmesi açısından bir öneride bulunmak isterim.

    Ben bilgisayar programcısıyım. Ve benim gibi düşünen bir kaç arkadaşım daha var. Bu çalışmaların heba olmaması ve biz avamın Kuranı anlama çabasında bir yol gösterici olması isteğiyle, çalışmalarınızı bir bilgisayar programına aktarmak isteriz. (Kuranı anlama yolunda çalışanlara kaynak olması için.. )

    Gayret ve çabamız sizin gayret ve çabanızın aynısıdır. Şu kısacık dünya hayatında doğru bir şeyler yapabilme ve Rabbimize sunacak bir salih amel olması isteğidir.

    Teklifimizi olumlu görürseniz bizimle irtibata geçip programın iskeletini oluşturma, içerik ve faydalanma açısından değerli görüşlerinizi ve program içeriği olacak çalışmalarınızı aktarmanızı isteriz.

    Rabbim iyi niyetli çıkışları hedefine ulaştıracaktır. Bizi de bu sınıftan eylesin inşaallah….

    e_mail: omer1973@hotamil.com

    • Sevgili Ömer,
      Kendinizi avam olarak tanımlamamanızı öneririm. Maalesef bu yaklaşım, ne kadar çok olursa olsun birkaç bilgiyle kendisini önemsettiren ve “hoca” dedirten çakallara fırsat vermekte ve yol açmaktadır. Kur’an Nebi’ler dahil hiçkimseye aracılık vasfı tanımaz. Nebiler Allah’ın bilgisini olduğu gibi tek bir virgülüne halel getirmeden insanlığa aktaran beşerlerdir. Bu kadim bilgiden, birilerine paye çıkarttırmak hem onlara hem de kendimize bir zulümdür. (bkz. 3/79) Zira Kur’an hepimizi ilgilendiren ilahi bir bilgidir ve aracıya tahammülü yoktur.(Bkz. 11/2) Kur’an bildiği vehmedilip havastan görünenleri, yeri gelir o bilgileriyle yerden yere vurur… Ahiret günü tüm bunlar şaşırtıcı olarak karşımıza gelecektir…

    • ÖMER kardeşim

      Aslında dikkat ederseniz yazılarımızda ve videolarımızda yaptığımız uzun gramer tahlilleri Kur’an ayetlerinin ne dediği ile ilgili değil ne demediği ile ilgilidir. Eğer ayetler hakkında geleceğin oluşturduğu şablonlar olmasaydı inanın anlamak da anlatmak da çok daha kolay ve basit olurdu. Kur’an’ı anlamanın önündeki en büyük engel hiç şüphesiz ki Kur’an kelimeleri ile ilgili oluşturulmuş müktesabattır. Bu müktesabatın yanlışlığını açıklamadan ne yazık ki doğruyu ortaya koymak mümkün olmuyor. Şahsen yaklaşık 25 yıldır Kur’an üzerine kendi çapında araştırma yapan biriyim ve inanın bana beni en çok şaşırtan şey Kur’an’ın ne kadar basit ve kolay bir kitap olduğudur. Fakat geleneksel anlayış rivayetler, israiliyalar, yorumlar üzerinden edindiği şeyleri Kur’an’a sokmak için o kadar çok çabalamış ki bu basitliğin üstü kapanmış. Yoksa Kur’an’ı anlamanın metodu çok kolaydır. KUR’AN KELİMELERİNE KUR’AN ÜZERİNDEN MANA VERMEK.

      Bize teklif ettiğiniz bilgisayar programı ile ilgili desteğe gelince. Öncelikle taşın altına el koymak olan bu yaklaşımınıza çok teşekkür ediyoruz. Hakikaten bu yönde bir arkadaşımız Kur’an kelimelerinin tasnifi ile uğraşmakta. Bu tasnif bittiğinde bunların bir program haline getirilmesi çok iyi olurdu. Allah dilerse yakın zamanda bununla ilgili sizinle irtibata geçeceğiz.

  2. abi,bu ara çok fazla soru sordum buradan ama boşluk olunca bazı konuları tekrar dönüp okuyorum veya kafama takılan bir sorunun buralarda bir başlıkta cevabını gördüğümü anımsayıp o konuya geri dönüş yapıyorum,benim çoktandır aklıma takılan bir ayet bu en am 163 konuda geçen,”ben müslimlerin ilkiyim” sözü,bağlama bakıyorum ibrahim sonrasını işaret ediyor ama ibarhimde bize müslim olarak tanıtılmıştı ki öyledir,ondan öncekilerde öyledir,bu ayet bir soru işarei bırakıyor kafalarda,nedir bunun hikmeti acep?

  3. Rabbimiz bu gayret ve çalışmalrınız da muvaffakiyetler ihsn etsin inşeAllah. Çeşitli kişi ve kurumların yapmış oldukları mealleri, karşılaştırmak sureti ile dahi cevaplayamadığım ve açıklayamadığım konuların açık ve anlaşılabilir halde olduğunu kuranın kuranla anlaşılmasının mümkün olduğunu izah etmeniz sonderece önemli bir çalışma olmuştur. İnşeAllah sizlerden bir kuran meali çalışması ve orjinal hali ile( kuran kerim) in baskısını da hizmetinize dahil edesiniz..selam ve dua ile

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*