HÂDU KAVRAMINA YAHUDİ MANASI VERİLİR Mİ?

Not: Bu yazı yürütülmekte olan YUSUF KISSASI başlıklı çalışmadan alıntılanmış bir bölümdür.

 

Kur’an’da 21 defa هَادُوا hâdu şeklinde geçen kavramın kök harfleri ه و د şeklindedir. Bu kelimenin anlamları ile ilgili şunlar söylenmektedir.

Hevdun; hakka dönmek, tevbe etmek, yumuşak bir biçimde dönüş yapmak. Tehvid; Yumuşak, gecikmeli, ağır biçimde yürümek. Örfte “Hevdun” kelimesi tevbe anlamında kullanılır.

Bazıları derki: Asıl itibariyle Yehud (Yahudiler) ifadesi “Hudne ileyke” (7/156) “biz sana döndük”, sözünden alınmıştır. Bu daha önce, medih için kullanılan bir isimdi. Sonra şeriatleri nesh edilince, artık medih anlamı kalmasa da, onlar için kullanılmaya devam etti.

Din konusunda Yahudilerin yoluna giren kişiye “Hede fulanun” denmektedir. “Hud” kelimesi aslında tevbe eden anlamına gelen “Heide” sözcüğünün çoğuludur. Bu aynı zamanda bir resulün ismidir.[1]

Bu kelimenin Kur’an’daki 21 kullanımının 7 tanesi هودşeklinde Allah resulü Hud (a.s)’un ismi olarak geçmektedir. 3 tanesi هودا şeklinde isim olarak, Araf 156. ayette ise Musa’nın dilinden “döndük” fiil şeklinde geçmiştir. Geri kalan 10 kullanımın tamamı هَادُوا(dönmüşler) şeklinde ve fiil olarak geçmiştir.

Yukarıda El Müfredat’tan yaptığımız alıntıda anlamı “döneklik yapmak, tevbe etmek” olan bu kelimenin Yahudiler şeklinde anlaşılması şu şekilde açıklanmıştı. “Asıl itibariyle Yehud (Yahudiler) ifadesi Hudne ileyke(7/156)biz sana döndük, sözünden alınmıştır. Bu daha önce, medih için kullanılan bir isimdi. Sonra şeriatleri nesh edilince, artık medih anlamı kalmasa da onlar için kullanılmaya devam etti.”

Rağıp El İsfahani bu kelimenin Yahudilere isim olmasını böyle açıklasa da Kur’an bu kelimeyi hiçbir şekilde medih olarak kullanmamıştır. Kelime Kur’an’da 11 defa fiilolarak geçmesine rağmen tüm tefsir ve meallerimiz bu kelimeyi hep isimolarak karşılamışlardır. Fiil olan heduibaresi, isim olarak bilinen Yahudi karşılığı ile çevrildiğinde Kur’an’ın bir gerçeği ifade etmek için verdiği “dönücüler, dönenler, dönekler” manasının üstü örtülmektedir.

Kur’an bu kelimeleri kullanarak, uzun bir tarihi döneme yayılmış Yakup oğulları kıssalarının geçirdiği evrelerin ipuçlarını vermektedir. Yakup’un kıssalarının anlatıldığı hiçbir yerde ne ona İsrail ne de oğullarına İsrail oğulları denmez. Kavram Musa’ya ilk verilen görev sırasında Kur’an’ın gündemine girer.[2]İsrail oğulları kıssalarında ise muhataplara Hâdu ya da Yahudi denmez.

ه و د / h+v+d Kök harflerinden türetilen isim ve fiillere kök mana üzerinden anlam yüklenmesi bir zorunluluktur. Ana manası “bir durumdan başka bir duruma evrilmek, dönmek” olan ه و د fiilinden türetilen هَادُوا (Hedu) kelimesi geçmiş zaman kipinde gelen bir fiildir ve çoğuldur (Fiili mazi-cemi-müzekker-ğaib). Bu fiilin manası “döndüler/döneklik yaptılar” şeklindedir. Bu yüzden bu kelimeyi bir ismi belirtir şekilde Yahudiler olarak çevirmek kabul edilemez.

Kur’an’da fiil olarak kullanılan هَادُوا kelimesi ile Arapça olmadığı gibi ve kökeni ile ilgili bambaşka bir dayanağı bulunan Yahudi kelimesi birbirine karıştırılmıştır. Yahudi kelimesi Kur’an ve İncil inmeden önce de kullanılan bir kelimeydi. Yahudi kelimesi bir dine mensup olanlardan daha çok, bir soya bir ırka mensup olanlar için kullanılanılır. Dini bir tanımlama ile ilgisi yoktur. Hatta bugün bile Yahudilerin dinine girenlere Yahudi denilmez. Yahudi olmak ancak Yahudi bir anneden doğmakla mümkündür.

Yahudi kelimesi köken olarak Yakup’un Lea isimli karısından olma dördüncü oğul Yahuda (ki kelimenin İbranice anlamı “Övgü”dür)’ya dayanmaktadır.

Dördüncü kez hamile kaldı ve bir erkek çocuk daha doğurdu. “Bu kez RAB’be övgüler sunacağım” dedi. Onun için çocuğa Yahuda adını verdi… (Yaratılış 29/35)

Bu Tevrat pasajını tefsir eden Yahudi din bilginleri şöyle demektedirler.

“Yeuda”- Bu isim, Tanrının ağza alınamayacak kadar Yüce isminin (Y-E-V-E) tüm harflerini içerir. Aynı zamanda bu ismin kökü “şükran” ve “övgü” anlamındadır (Sforno). Bu nedenle bu isimde “Tanrı’ya teşekkür” anlamı vardır. Lea özellikle bu noktada Tanrı’ya çok minnettardır. Çünkü Yaakov (Yakup)’un oniki oğlundan üçte birinin annesi olmuş, kendisine, payına düşen üç çocuktan fazlası bağışlanmıştır (Raşi).[3]

“Hiduşe Arim “Yahudiler” tanımının, Yeuda isminden geldiğine dikkat çeker. Günümüzde yaşayan tüm Yahudiler’in Yeuda’nın soyundan gelmediği göz önünde bulundurulduğu zaman bu özellikle ilgi çekicidir (Zira en azından Koen ve Levi soyadlı olanlar Levi kabilesine mensupturlar).[4]

Bizzat Yahudi din alimleri bile Yahudi kelimesinin nereden geldiğini bu şekilde açıklarlar. Kitab-ı Mukaddes üzerine ciddi bir çalışma yapan Hıristiyan din alimleri ise şöyle söylerler.

YAHUDİ; İlk atalardan biri olan Yehuda’nın isminden gelir. İlk olarak Yehuda’da yaşayanları betimlemek için kullanılmıştır. Bunlar diğer on oymağın oluşturduğu İsrail’den farklı bir isim taşımışlardır[5]. Babil sürgününden sonra (İÖ 587) yaygın bir şekilde bütün İbrani halkı için kullanılmaya başlanmıştır. Yahudilik ulusal bir kimliktir ve Yahudi halkını öteki uluslardan ayırır. Yahudi dili, Yahuda’da (Yahuda krallığı) konuşulan dili betimlemek için kullanılmıştır. Yeni ahit’te de bu halkı, Samiriyeliler, Tanrı’dan korkanlar ve öteki uluslardan ayırmak için kullanılmıştır[6].

Görüldüğü gibi Yahudi ve Hıristiyan din adamlarına göre bile Yahudi kavramı tüm ehli kitabı kapsamamaktadır. Kur’an’da fiil olarak geçen هَادُواHâdu kelimesini ve hatta isim olarak geçen  هُودًا“Huden” kelimesini bile “Yahudiler” şeklinde çevirmek doğru bir tanımlama olmamaktadır. Zira yukarıdaki alıntılardan da anlaşıldığı kadarıyla Yahudi kavramının hem kökeninin söylendiğinden çok farklı olması hem de çerçevesi, Tevrat’a uyanların tamamını kapsamamaktadır. Bunun üstüne Yahudi kavramının ilk defa kullanılmaya başlanması Kur’an’ın inişinden çok öncelere uzanmaktadır.

Tefsir ve meallerimiz fiil formunda gelen Hâdu kelimesine ve isim formunda gelen Huden kelimesine Yahudiler manası verdiği gibi Kur’an’da 9 defa kullanılan الْيَهُودُ“El Yehudu” kelimesine de Yahudiler manası vermişlerdir. Kur’an’ın bilinçli olarak farklı kavramlar kullanmasını göz ardı ederek birbirinden çok farklı olan kelimelerin hepsi aynı anlamda çevrilmiştir. Eğer hepsi aynı anlama gelecekse Rabbimizin farklı kavramlar kullanmasının anlamı nedir? Eğer her bir kavram diğeriyle aynı olsaydı Yüce Allah’ın farklı kelimeler kullanmasının hiçbir anlamı kalmazdı. Kaldı ki Arapçanın en temel kurallarından biri, “kelimelerin farklılığı anlamın farklılığına delalet eder” kuralıdır. Bu bilinmesine rağmen, 11 defa fiil olarak geçen هَادُوا“döndüler/döneklik yaptılar” kelimesine Yahudilerşeklinde isim anlamı vermenin hiçbir izahının olamaz.

Kur’an’da geçen kavramlara sonradan veya daha önceden terimleşmiş anlamlar yüklemek bizi Kur’an’ın anlattığı gerçeklerden başka yerlere götürecektir. Bu yüzden هَادُواdöndüler/döneklik yaptılar, هُودًاkelimesi ise dönücüler, dönenler, dönekler şeklinde çevrilmek zorundadır. Kelimelere bu anlam verildiği zaman kendiliğinden bir soru gündeme gelecektir.

  • هَادُواFiili nasıl bir dönmeyi ve nereden dönmeyi anlatıyor?
  • هُودًاİsmi kimlere ve neden konuyor?
  • الْيَهُودُKelimesi diğerlerinden farklı olarak El takısı almıştır. Belirlilik takısıyla gelen bu isim, kimleri kast etmektedir?

Bu sorular çalışmanın ilerleyen bölümlerinde cevaplandırılmaya çalışılacaktır. Şimdilik şunu demekle yetineceğiz. Esbat, Beni İsrail, Hedu, Huden, El Yehudu ve Yahudiyyen kelimelerinin hiçbiri diğerinin yerine kullanılamayacak Kur’an kavramlarıdır. Bu kavramların herbiri, Yakup’tan sonra birçok Allah elçisiyle muhatap kılınanların geçirdiği evreleri anlatmaktadır. Bu evreler Kur’an’da anlatılan tüm İsrail oğulları kıssalarının yine Kur’an’a göre bir kronolojiye tabi tutularak okunması durumunda rahatlıkla görülecektir.

 

Ramazan Demir

 

[1]El Müfredat. HVD maddesi

[2]Bkz. Ta-Ha 20/47

[3]Yahudi alimleri burada Yakup’un dört karısı olduğuna ve 12 sayısı dörde bölündüğünde her kadının payına 3 erkek evlat düştüğüne fakat Lea’nın dört evlat doğurarak bu paydan daha çok hisse aldığına dikkat çekmektedirler. İlgili pasaj için Kitab-ı Mukaddes; Yaratılış 29 a bakılabilir.

[4]Türkçe Çeviri ve Açıklamalarıyla TORA ve Aftara. Birinci kitap. Bereşit. S.222

[5]Müellif burada Süleyman’dan sonra M.Ö 930 ikiye ayrılmış Yahuda ve İsrail krallıklarını kast etmektedir.

[6]Kutsal Kitap Sözlüğü. Prof. Behnan Konutgan. Pastör Levent Kınran. Pastör İhsan Özbek. Dr. Mine Yıldırım. S.795.

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*